TOPLUM VE ANOMİ
Cemil Meriç, Bir Facianın Hikayesi adlı eserinde, Durkheim’in Toplumsal İş Bölümü ve Anomi (Normsuzluk, kanunsuzluk) Kavramlarına atıf yaparak şöyle der. “Anomi, Durkheim tarafından uydurulan ve o zamandan beri sosyolojik tahlilde mühim bir yeri olan mefhum.” Sosyal İş Bölümü'nde (1893), “düzeni sağlayan ahlâk ve hukuk kuralları ortadan kalkınca toplumun bütününü kucaklayan hastalık” olarak tarif eder. Tarihin belli dönemlerinde “davranışları biçimlendiren ve idealleri inşa eden değerler sistemi ile fertler arasındaki münasebetleri alt üst olur. Bu buhran, toplumun bütününü sardığı zaman “anomie” vardır; “anomie” dayanışmanın yok oluşudur.” Durkheim'e göre, sosyal iş bölümü kendine has bir dayanışma biçimi yaratır: Organik dayanışma. Sosyal faaliyetlerin farklılaşması ile toplum üyelerinin ortak duygularında değişmeler olur; bu da sosyal inançların gevşemesine yol açar; toplum imajının yerini kişi imajı alır.”
Alfred Adler ise İnsanı Tanıma Sanatı adlı eserinde Cemil Meriç’in Durkheim ile ilgili bu tespitlerini destekler mahiyette “aklı başında hiç kimse toplumsallık duygusuna sırt çevirerek, onun yeterince etkinliğinden uzak kalarak büyüyüp gelişemez.” Devamında ise “insan yaşamının gelişimi ancak koruyucu bir toplumun varlığıyla mümkün olmuştur. Öte yandan, yaşamın gerekleri, insanların birbirinden ayrılmasına değil, aralarında bir dayanışmanın doğmasını sağlayan bir işbölümü’ne yol açmıştır. Herkes bir işi başkalarıyla dayanışma içerisinde yapmak, başkalarıyla bir dayanışma içerisinde yaşamak zorundadır. Bu da, insanın ruhunda yükümlülük olarak yer alan birtakım büyük ilişkilerden doğmasına neden olur.” Diyerek toplumsal iş bölümü ve uyumun insanı var eden ve varlığının temeli olduğunu vurgular.
Toplumun varlığı ve devamı ancak birlikte yaşama ve kurallarına uymak ile mümkündür. Toplumsal iş bölümü, toplum içinde kendiliğinden hayat bulan bir süreç olup, fiili olarak bir düzen içinde yaşamın içinde yerini alır. İnsanın ihtiyaçlarının tamamını kendisinin karşılayamayacağından, bütün işleri kendisinin yapamayacağından sebeple oluşan toplumsal İş Bölümü, Adlerin’de belirttiği gibi: “insanın ruhunda yükümlülük olarak yer alan birtakım büyük ilişkilerin de doğmasına neden olur.” Bunlar yazılı hukuk kuralları yanı sıra toplumsal norm ve ahlak kurallarıdır.
Durkheim’in Anomi kavramını; “ İş Bölümü’nde düzeni sağlayan ahlâk ve hukuk kuralları ortadan kalkınca toplumun bütününü kucaklayan hastalık” olarak tanımlamasından da anlaşılacağı üzere Toplumsal İş Bölümü bir kurallar ve normlar silsilesi ile oluşmakta, bu işleyişte hukuki ve ahlaki bozulmalar, tüm topluma sirayet edip kucaklayan bir hastalık hali olarak nitelenmekte,
Adler’in “aklı başında hiç kimse toplumsallık duygusuna sırt çevirerek, onun yeterince etkinliğinden uzak kalarak büyüyüp gelişemez.” Diyerek kişilerin, gerek hukuk gerekse ahlaki kurallara uymama davranışları, zaman içinde toplumun genelinde hakim bir davranış hali almasını doğurur. Bu da toplumun geri kalmasına, gelişememesine ve kalkınamamasına sebep olur.
Toplumda İş bölümünden kaynaklı Toplumsal Dayanışma, Yine toplumda oluşan Anomi ile yok olur. Toplumsal dayanışmanın bozulması, sosyal faaliyetlerin farklılaşmasını ve ortak değerleri zayıflatırken, kişiselleşme ön plana çıkar, toplumsallık kaybolur. Sosyal faaliyet ve ortak değerler kavramına: Din, ahlak, norm, örf, milli birlik gibi değerlerin toplumda edindiği değer olarak baktığımızda bunların zâfiyeti Anominin genel tanımı içindeki toplumu saran hastalık boyutunu ifade etmede ve yıkımın boyutunun varacağı yeri bize daha iyi anlatır.
Ülkemizde Anomi olarak görülenleri ve sorumuzu sorarak bitirelim. Yaşlıya hürmetten tutalım, ticaretimizde serbest ticaret adıyla fahiş fiyat uygulamak, ürettiğimiz üründe malzemeden çalmak veya hile yapmak, hayvanlara işkence yapmak, devlet kapısında çıkar, menfaat, rüşvet, eşlerin birbirlerini, çocuklarını terk etmesi, fındık kabuğunu doldurmayan sebepten işlenen cinayetler… Bunların hepsi var mı ülkemizde? Var. Bunları hepimiz biliyor muyuz? Biliyoruz. Kanıtsayıp bunlara alıştık mı? Alıştık. Son sorum, onun da cevabını size bırakıyorum. Toplumca bir Anominin içinde miyiz?
Sosyolog
Recai Uzun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder