18 Şubat 2020 Salı

EVLİLİKTE SABIR, KANAAT ŞÜKÜR DEVRİNDEN HIZ VE HAZ DEVRİNE GEÇİŞ VE BOŞANMALAR


EVLİLİKTE SABIR, KANAAT ŞÜKÜR DEVRİNDEN HIZ VE HAZ DEVRİNE GEÇİŞ VE BOŞANMALAR


60-70 yaşında olan kişilerden duymuşuzdur. “Evlendiğimizde; bir kat yatak, bir tahta valiz, iki kap kacak ile yuva kurduk o günlerden bu günlere dişimizle tırnağımızla geldik” diye
 40-50 yıldır bir yastığa baş koyan, yokluktan gelen insanımız, bugün onların çocukları, torunlarına evi ve eşyaları dizili yuva kurup evlendiriliyor fakat şiddetli geçimsizlik ve ilgisizlik bahanesi ile yuvalarını bozuyorlar.
Eski evlilikleri, yoksulluğa rağmen uzun ömürlü eden; sabır, kanaat, şükür, toplumsal değerlere bağlılık idi. Bu günün hız ve haz neslinde, hedonist duygu ağır basmakta, gösteriş, şatafat ile değerlerin önemini yitirmesi evlilikleri çabuk bitirmektedir.
TÜİK verilerine göre: Türkiye'de evlenen ve boşanan insanlar rakamlarına baktığımızda, büyük bir sorunla karşı karşıyayız. “2018 yılında evlenen çift sayısı 553 bin 202, boşanan çift sayısı ise 142 bin 448 kişi, evlenen çiftlerin sayısı 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,9 azalırken, boşanan çiftlerin sayısı yüzde 10,9 artış gösterdi.”
Gençler evlenmek istemiyor, yuva kurmaktan imtina ediyor. Evlenen gençler, çocuk yapmayı öteliyor. Bireyselleşme, toplum ve topluluk olma isteğinin önüne geçiyor. Belki başka bir yazıda daha geniş ele alınacak bir konu olan evlenmekten imtina etmenin, hayatı daha geniş yaşama, bir kişiye bağlı kalmama, sorumluluk almama, buna bağlı korku ve endişe duyma, rahatını bozmama gerekçeleri yanı sıra “ekonomik özgürlük” gerek evlenmenin geciktirilmesinde, gerekse de boşanmanın çabuklaşmasında etken rol oynamaktadır.
Boşanmanın en çok olduğu evlilik yılı grubunda %34,6 ile 1-5 yıl arası evlilik evresi boşanmada en yüksek rakamı taşımaktayken, 6 ile 10 yıl arası evliliklerde bu oran %20,4’tür. Kabaca diyebiliriz ki boşanma vakalarının %50’den fazlası ilk 10 yılık süreç içinde gerçekleşmektedir.
2016 yılı TUİK rakamlarında, boşanma nedenleri sıralamasında; şiddet, kumar, içki, aldatma, ailelerin evli çiftte müdahil olması gibi sebepler sıralanırken, en büyük oran %50,9 ile ilgisiz, sorumsuz eşler kaynaklı boşanma başlığında görülmektedir. Bu yüksek oranlı ilgisiz sorumsuz ifadesi, görece bir kavram ki neye göre kime göresi sorgulanır bir durumdur.
Gençler, eş seçiminde değerleri (ahlaki, insani, dini, örf ve adetler) öncelemeyip, tercihlerini fiziki görünüş, maddi durum, iş(makam) gibi unsurlar üzerinde yapmaktalar. Bunu yaparken de eşler, hobi tutkusu altında gezmeyi, seyahat etmeyi seven eş, aranan özelliklerde üst sıralarda yer almaktadır. Eşler, çocuk yapıp aile kurma planı değil, turistik gezi ile hafta sonu etkinlikleri faal olan eş adayı aramaktalar.
Dedik ya haz ve hız çağı diye, bundan sebep eşler birbirlerinden beklentileri çabuk bitmekte, daha haz daha hız ki görece bir kavramdır, sonu ve tatmin noktası yoktur. Bunun neticesinde de bu evlilikten sıkıldım deme noktasına gelmekteler, boşanmanın adını ilgisizlik, duyarsızlık koyup işin içinden çıkmaktalar.
Evlenecek gençlere yuvanın, ailenin, çocuğun önemi ve değeri hissettirilmeli; bu değerler çerçevesinde gençlerin de dini, insani, ahlaki değerleri önceleyen eş tercihleri öncelik olmalıdır. Beklentiler ile gerçekler baştan belirlenmeli, sorunun her evlilikte olabileceği, önemli olan değerleri korumak ve yaşatmak adına, sabır ve sevgi ile evliliği sürdürmenin, bir ömür boyu evliliğin, geçici hazlardan daha büyük bir haz ve başarı olduğu anlatılmalıdır.
Hiç zahmet etmeden veya çok az zahmet ile yuvası kurulan gençler, maalesef zorluğunu yaşamadıkları yuvalarının kıymetini bilmiyor. Evladına iyilik yaparken kötülük yapan ebeveynler olduk. Bir evlat, içinde zahmeti bulunmayan bir mirası nasıl ki har vurup harman savurup yok ediyorsa, zahmetsiz kurduğu yuvayı hiç düşünmeden, sabretmeden, kurtarmaya çaba harcamadan yok ediyor. Dikkat ettiyseniz erkek ya da kadın tarafı olarak konu etmedim. Bu, her iki taraf içinde geçerli bir durumdur. 
Aile sisteminin, toplumun temeli olduğunu unutmamalıyız. Temeli sağlam olmayan bina nasıl çökerse, aile yapısı sağlam olmayan bir toplum da, sorunlar üretip çökmeye mahkumdur. Sorunları en baştan çözmeliyiz, milli, manevi değerlerimiz bizim tutunup ayağa kalkabileceğimiz en sağlam dalımızdır. Bu bilinç ile geleceğimizin teminatı güçlü bireyler için, güçlü aile yapılarının temelini atmalıyız.






Sosyolog
Recai Uzun




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder