ÇİNDE ÇIKAN CORUNA VİRÜSÜ ÜZERİNE
Dünya gündemi yine bir salgın
haberi ile meşgul deli dana, domuz gribi derken yine bir salgın
gündemde Çin merkezli salgın dünyayı panikletmiş vaziyette
önleme karantina vs haberleri geliyor.
İnsanlık tarihinin MÖ 10000 de
yani 12000 yıl önce avcı toplayıcı toplumdan yerleşik tarımcı
düzene geçen insanlık yetiştirdiği hayvanlar ile iç içe
yaşamaya başladı. Hayvanlarda var olan virüs türü hastalıklar
insanlara geçmesi tekrar insanlara gelişim gösteren yeni
virüslerin hayvanlara sirayeti ile bir kısır döngü içine
girildi. Yerleşik hayatın beslenme alışkanlıkları ile
boşaltımın aynı ortamda olması bugünkü deyimle hijyen olmaması
mikrobik hastalıkları artıran diğer bir unsur oldu.
Tarihin birçok zamanında salgın
hastalıklar zuhur etmiş savaşlardan daha çok insan ölümlerine
sebebiyet vermiştir. Veba, tifüs, kolera, ebola vs. bunların
içinde kolera ve veba en çok ölümlerin yaşandığı salgınlar
olmuştur.
Tarihi dönemlerde hastalıkların
kaynağı daha çok yetersiz beslenme, kötü hayat koşulları,
temizlik alışkanlığının olmaması ve savaşlar olarak
sıralanabilir. Özellikle temizlik nedir bilmeyen Avrupa su ile
teması yok denecek seviyede idi hatta kötü kokularını bastırmak
için parfümü icat etmişlerdir.
Niyazi Berkes’in Türkiye’de
Çağdaşlaşma adılı eserinde 1831’de İstanbul’a gelen
Dekay’ın anılarında Avrupa’da yaşanan kolera salgınına yer
verir ve şöyle “Avrupa’da çok korkulan bu hastalığa
yakalananları, bazen bulundukları evin kapı ve pencerelerini
örerek ölmeye bıraktıkları halde, Türkiye’de böyle
yapılmadığını, SİRKE vesair maddelerle onları tedavi etmeye
çalışmalarını daha insanca bir çaba olarak takdir eder. Bu
vesileyle koleranın ne olduğu, hangi yollarla yayıldığı konusu
üzerine ilk kez olarak Kanada’da Quecbec şehrinde toplanan
uluslar arası hekimler kongresinde bulunan Dr. Dekay, koleraya
yakalananların kurtulabileceğini İstanbul’daki gözlemlerine
dayanarak ileri sürmüştür…” yazar.
Görüldüğü üzere batı bugün
bütün vahşi yüzünü unutup bizden öğrendiğini bize satmakta,
biz ise gerek dini emirler gerekse bilgin ecdadımızın
maharetlerine ilimlerine sahip çıkıp ilerletememekteyiz.
Hayranlığını duyduğumuz toplumların cahil yüzünü göremeyip
onlara özenen insanlarımız, kendi milletine sırtını dönüp
ecdadını aşağılarken batının modernliğini kutsamaktadır.
Neyin Hayır Neyin şer olduğunu
bilemeyiz bunca yaşananlar bütün dünyada, İnsani temizlik ve
beslenme alışkanlıklarının en idealinin İslami yaşayış
olduğunu kabulune yol açarda hidayete vesile olur.
Sosyolog
Recai Uzun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder