18 Şubat 2020 Salı

ÇİNDE ÇIKAN CORUNA VİRÜSÜ ÜZERİNE



ÇİNDE ÇIKAN CORUNA VİRÜSÜ ÜZERİNE
Dünya gündemi yine bir salgın haberi ile meşgul deli dana, domuz gribi derken yine bir salgın gündemde Çin merkezli salgın dünyayı panikletmiş vaziyette önleme karantina vs haberleri geliyor.
İnsanlık tarihinin MÖ 10000 de yani 12000 yıl önce avcı toplayıcı toplumdan yerleşik tarımcı düzene geçen insanlık yetiştirdiği hayvanlar ile iç içe yaşamaya başladı. Hayvanlarda var olan virüs türü hastalıklar insanlara geçmesi tekrar insanlara gelişim gösteren yeni virüslerin hayvanlara sirayeti ile bir kısır döngü içine girildi. Yerleşik hayatın beslenme alışkanlıkları ile boşaltımın aynı ortamda olması bugünkü deyimle hijyen olmaması mikrobik hastalıkları artıran diğer bir unsur oldu.
Tarihin birçok zamanında salgın hastalıklar zuhur etmiş savaşlardan daha çok insan ölümlerine sebebiyet vermiştir. Veba, tifüs, kolera, ebola vs. bunların içinde kolera ve veba en çok ölümlerin yaşandığı salgınlar olmuştur.
Tarihi dönemlerde hastalıkların kaynağı daha çok yetersiz beslenme, kötü hayat koşulları, temizlik alışkanlığının olmaması ve savaşlar olarak sıralanabilir. Özellikle temizlik nedir bilmeyen Avrupa su ile teması yok denecek seviyede idi hatta kötü kokularını bastırmak için parfümü icat etmişlerdir.
Niyazi Berkes’in Türkiye’de Çağdaşlaşma adılı eserinde 1831’de İstanbul’a gelen Dekay’ın anılarında Avrupa’da yaşanan kolera salgınına yer verir ve şöyle “Avrupa’da çok korkulan bu hastalığa yakalananları, bazen bulundukları evin kapı ve pencerelerini örerek ölmeye bıraktıkları halde, Türkiye’de böyle yapılmadığını, SİRKE vesair maddelerle onları tedavi etmeye çalışmalarını daha insanca bir çaba olarak takdir eder. Bu vesileyle koleranın ne olduğu, hangi yollarla yayıldığı konusu üzerine ilk kez olarak Kanada’da Quecbec şehrinde toplanan uluslar arası hekimler kongresinde bulunan Dr. Dekay, koleraya yakalananların kurtulabileceğini İstanbul’daki gözlemlerine dayanarak ileri sürmüştür…” yazar.
Görüldüğü üzere batı bugün bütün vahşi yüzünü unutup bizden öğrendiğini bize satmakta, biz ise gerek dini emirler gerekse bilgin ecdadımızın maharetlerine ilimlerine sahip çıkıp ilerletememekteyiz. Hayranlığını duyduğumuz toplumların cahil yüzünü göremeyip onlara özenen insanlarımız, kendi milletine sırtını dönüp ecdadını aşağılarken batının modernliğini kutsamaktadır.
Neyin Hayır Neyin şer olduğunu bilemeyiz bunca yaşananlar bütün dünyada, İnsani temizlik ve beslenme alışkanlıklarının en idealinin İslami yaşayış olduğunu kabulune yol açarda hidayete vesile olur.


                                                                                                Sosyolog
                                                                                                 Recai Uzun

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder