COVİD -19 YAPAY, KRİZ-20 GERÇEK
İnsanlığın
avcı toplayıcı toplumlardan, tarım toplumuna geçiş ile oluşan
artı değerin paylaşımı, ihtiyaç fazlası tarım ürünlerinin
başka ürün ile takası, devamında altın-para sistemi sonucu
iktisadi ekonomik sistemler temelinde şekillenen dünya ekonomik
sistemi, hep daha fazlasını kazanma elde etme, varlıkları koruma
daha fazla üretim, üretim gücü ile iktidarı elde tutma,
beylikler, feodal devletçikler, savaşlar ulus devletler, kapitalist
kredi-borç sisteminin hakimiyeti, metal dayanağı olmayan kağıt
para sisteminden, kaydı para sistemine
geçiş ile
zirve yapan günümüz gerçekliği...
Dünya
saydığım süreçte küçüklü büyüklü krizler ile paylaşım
savaşları yaşadı. Artı değerin büyütülmesi köleci
sistemlerin temelidir. İslamiyet'in köleliği, faizi kaldırması
dünya hayatının huzuru, refahı için olandı. Tüm dinlerde yasak
olan faiz, 1550 yılında hristiyan dünyasında mezhepler ayrışması,
faiz yasağının arkasına dolanma ile sonuçlandı. 1650 li yıllar
ile de başlayan akıl-bilim temelli, İslam alimlerinin icatlarının
mekanik üretim temelli sanayileşmeye evrilen süreç…
İngiltere
merkezli sanayi devrimi, tarımla oluşan artı değerin kat ve kat
üstünde idi. Bu yüksek üretimin iki ayağı vardı: biri üretim
için hammadde, ikincisi bu aşırı üretimin satılması için
pazar bulunması idi. "Mamül maddenin üretilmesi için elzem
olan hammaddenin temin edildiği tabii siyasi bölgeye sömürge
adı verilir. Mamül maddenin, para karşılığında elden
çıkarıldığı yere de pazar
denir. Çoğu kere sömürge ile pazar, aynı yörede buluşmuştur.
Bunun temini için genellikle silahlı devlet kuvvetleri yahut gayri
resmi birlikler işe koşulmuştur." (Ş. Teoman Duralı- Çağdaş
İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyeti)
Bu
ilk olarak 1450-1500’lü yıllarda kıtaların keşfi süreci ile
başlamış, köle ve hammaddeye akın çok sayıda bugün kahraman
diye lanse edilenlerin katliamlarına dönüşmüş fakat bundan hiç
bahsetmezler .
“Vasco de Gama'nın bu seyahatler esnasında çok kan döktüğü
bilinmektedir. Kendilerine bedelsiz yiyecek vermeyen Madagaskarlıarı,
denize açılırken bombalamaları, Kenya'nın Mombasa limanında
demirli Arap tüccarların
gemilerinin
soyulmaları, 30 Ekim 1502'de Mekke'den dönen silahsız gemilerdeki
tüccarları, 398 kişi, çoluk, çocuk gemilerin ambarlarına
indirip, diri diri yakmaları ve dört gün boyunca yanışlarını
seyretmeleri, gibi bir çok kanlı vahşi eylemleri olmuştur.”
(Doğan Aysal Maden savaşları) kıtaların
keşfi sürecinde başlayan korsanlık, soygun, talan, yağma düzeni
daha sonra yerli halkların silah zoru ile esir edilip
köleleştirilmesi, maden ocaklarında ve tarım arazilerinde ölesiye
çalıştırılması ile devam etmiştir. Dediğimiz gibi temeli
kölelik olan sömürü düzeni bu amacından ve uygulamasından hiç
vazgeçmedi. Onun
için tarihsel olarak "İngiliz
Sömürgelerinde köleliğin
kaldırılması 1833'te
gerçekleşti. Kölelik Fransa'da
1848'de, ABD'de ise kanlı bir iç savaş sonrasında 1865'te
kaldırıldı. 19. yüzyılda dünyanın büyük bir
bölümünde kölelik kaldırıldı."
(Wikipedia) kaldırıldığı resmi olarak belirtilen köleliğin de
gönüllü köleler oluşturma sistemi ki bu günümüzde de tüm
etkileriyle işaretleriyle yaşanmakta ve yeni köle sistemi halen
dünyada işletilmektedir.
Kısaca
bu işletilen sisteme kredi-borç sistemi diyebiliriz.
Temmuz 1944'te Bretton
Woods Anlaşması ile temeli atılan, Devletleri
borca bağlayıp halkın malını devletler nezdinde sömüren sistem
temelini, sömürgelerin
pazar olarak tekrar sömürülmesi, paraları bittiğinde belli
şartların kabulü ile borç verilmesidir. Bu borç sistemi için
önce 24 Ekim 1945’de
BM, sonra esas sömürücü IMF 27 aralık 1945’de
kuruldu. Siyaseten alınan çürük kararlar, sömürmek için
verilen şartlı kredi-borç sömürü mekanizmasıdır.
Oluşturulan
finans-kapital sistemi ile kredi-borç sistemi, tam bir köleci
sistem olup "ABD'nin baskısı ve daha sonra ABD etkisindeki
IMF'nin 1945-1971 yılları arasında, üye olacak ülkelere yaptığı
çağrının payı da vardır. Bu karara göre, üye ülkeler
arasındaki ticari değişim dolar ile yapılacaktır ABD ve IMF, ABD
dolarını dünya piyasalarında etkili kılmak için altın değerini
sabit tutarak bir şekilde karşılıksız basılan ABD dolarının
piyasalara yerleşmesini sağlamıştır, bu durum 1971 yılı sonuna
kadar devam etmiştir." (Doğan Aydal- Maden Savaşları) bu
sistemi ayakta tutmak, devamını sağlamak sacayakları üzerinde
yükseltilmekte, banka, medya, global şirketler ile bu çark hızlıca
döndürülmektedir.
Amerikan
Merkez bankası FED, dünya global konvertıbıl parası doları
basan bankadır. "Dünyanın
sahibi bankerlerdir. Dünyayı ellerinden alsanız bile parayı
yaratma hakkını ellerinde bıraktığınız sürece, bir kalem
oynatmayla sizden dünyayı geri satın alacaklardır. ... Eğer
bankerlerin kölesi olmaya devam etmek istiyor ve bu köleliğin
bedelini ödemek istiyorsanız, o zaman bankerlerin para yaratma ve
kredi verme işine devam etmelerine izin verin."
(Sır Josiah Stamp,1927) ’’
"
(İsmail Tokalak - Kapitalizmin Soygun Düzeni)
FED
karşılıksız para basarak, başta kendi halkı olmak üzere
dünyayı köleleştirmektedir. "para
aslında alışverişten ziyade borç-kredi faiz sistemi içinde
hayat bulur. Bundan dolayı para arzı aslında borç arzıdır. Faiz
burada en önemli faktördür.’’
("
(İsmail Tokalak - Kapitalizmin Soygun Düzeni)
Temeli
takas olan para, yani banknot, gerçekte doğuş kaynağı kelimeyi
oluşturan iki kelimenin ayrı ayrı anlamlarından türetilmiştir.
“Bank" ve "not" kelimelerini yani üzerinde yazılı
miktarın, ibraz edilen kişiye karşılığının bankada altın
olarak karşılanacağını belirten senettir. Bugün bu sistem devre
dışı olup dünyaya boyalı kağıt saçan ve konvertıbıl olması
hasebiyle de dolar ile dünyanın altınını, madenini,
petrolünü karşılıksız alıp sömüren bir sistem işlemektedir.
Bu boyalı kağıt meselesini en iyi şu şekilde tarif etmek
mümkündür zannımca: "Gerçek
para altındır; gerisi borçtur." (JP Morgan), diğer bir söz
de ‘’Altın
kralların, gümüş centilmenlerin, takas köylülerin, borç ise
kölelerin para birimidir." Norm
Franz
Sömürü-köleleştirme
sisteminin diğer sacayağı uluslararası şirketler "Ekim
2011 de yayınladığı araştırmanın sonucuna göre: dünyada 43
bin uluslararası şirketin içinde en büyük 147 büyük şirket
küresel pazarın %40'ını kontrol ediyor. Bunların çoğu da
finansal kurumlar ve bankalar"
(İsmail Tokalak - Kapitalizmin Soygun Düzeni) kârlıktan başka
hiçbir değer ölçüsü olmayan bu kapitalist kurumlar, para için
her türlü imkanı kullanmakta psikolojik sosyolojik algı, tüketimi
cazip gösterme, üretilenin satışı için cazibe oluşturma yanı
sıra üretimi yaparken de en az giderle, en ucuz iş gücü ile bunu
yapma; ne kadar az maliyetli iş gücü o kadar kâr rakamı, bunun
için de ucuz iş pazarı oluşturmak için develüasyon
dahil her türlü müdahale
ile ucuzlatılan ülkelerde yatrım(!) yapıp fabrika açarak uzun
mesai saatleri ucuz işçilik imkanını kapitale çevirmek "yeni
küreselleşme efsanesi, finans endüstrisinin ve ulus ötesi
şirketlerin hiper-akışkanlığına ve devlet mekanizmasının
finans lehine yeniden şekillendirilmesine
dayanmaktadır. Finans endüstrisinin kârlılığını
engelleyecek her türden düzenlemenin kaldırılarak, piyasaların
kuralsızlaştırılmasını-deregülasyon-sağlamayı
amaçlamaktaydı. Gelinen feci durum, yüzde birin yüzde 99'a
hükmettiği, sadece yukarıdaki yüzde birlik elit grubun
kazandığını diğerlerinin kaybettiği "DEMOKRASİ OYUNU"
Neoliberalizm, şirketokrasiye dönüşmüş durumda.." Ramazan
Kurtoğlu- Akıl sağlığı Tsunamusi
Şirketlerin
ürettiği ürünleri satabilmeleri için moda akımları ile
popülarite oluşturma, ‘’Şirketin imkânlarını arttırabilmek
için medyayı, reklam kanallarını tüm olanaklarıyla kullanırlar.
"Reklam
insanın ihtiyaçlarına ve mallara göre ayarlanmış gibi görünür.
Aslında, der Galbraith, reklam, sanayi sistemine göre
ayarlanmıştır."
(Jean Baudrillard-Tüketim toplumu) bu iş yazılı ve görsel
medyaya düşmekte, son 15 yıldır ise buna sosyal medya da
eklenmiştir.
Gösterişçi, gerçeklik dışı hayaller besleyen kitleler
oluşturarak tüketimi özendiren, bunu şirketlerden alacağı
reklam pastası üzerine tasarlayan kapitalist yalan şirketleri
hatta daha ile giderek Kredi-borç-sömürü-tüketim, tüm bunlar
için gerekirse istedikleri ülkenin seçilmiş liderini alaşağı
etme görevi gören medya, diğer bir sacayaktır.
Bütün
sistemin sömürü üzerine kurulmasından
sebep, biriken borç üstüne borçlar, belirli aralıklarla krizden
başka bir şey üretmemektedir. Bu, zaman zaman bir ülke, bir
banka, petrol veya savaş bahanesi ile olmuştur.
2019
Aralık ayı ile varlığı karantina tedbirlerine dönüşen, daha
sonra dünyayı saran Covid-19, kaçınılmaz olan krizin müsebbibi
olarak gösterilmeye yetti. Avrupa merkez bankasının
yıllardır uyguladığı
negatif faiz politikası hiç yokmuş, Amerika’nın 2008 den beri
devamlı kriz göstergelerini ölçtüğü, her gelen veri sonucu
yaşanan dalgalanmalar ortada yokmuş da virüs her şeyi alt üst
etmiş...
Halbuki
2008 finansal krizi etkileri ortadan kalkmamış,
krizi çözüyoruz diye dünyaya saçılan paralar balon oluşturmuş,
saçılan paraların tamamına yakını finans elitlerinin eline
geçmiş, zengin daha zengin fakir daha fakir olmuştur.
Tüm
bu ortamdaki kötüleşmeye virüs sadece bir iğne batırmış ve
şişen Batı emperyal balonu patlayıp ifşa olmuştur.
Krizleri
boşa geçirmemek, oluşan durumdan fırsat üretmek üzerine kurgusu
hazır olan emperyal güç, 1945 Altın standardını 1971 de bozarak
dünyaya attığı büyük kazık ile bozan Amerika, devamında Suudi
Arabistan’ın “Petrolü
dolar harici bir para birimiyle satmayacağım” demesi üzerine,
(Amerika’nın Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde uyguladığı
Azınlığın Çoğunluğa tahakkümü politikası ile iktidarda
tutulan Suud ailesi) PETRO-DOLAR dönemine geçmiş, petrol olan
bütün ülkelerde gerek bizzat, gerek vekâlet
savaşı yolu ile savaş ve iç karışıklıklar çıkartıp petrol
ülkelerinin kayraklarını kontrol altında tutmuştur. Bu sayede
dünyada üretilen satılan tüm petrol, yeşile boyanan kağıtlar
sayesinde Amerika’nın olmuş, o günden bugüne Petro-dolar
standardını uygulamaktadır.
Sistemin
sacayağı, başta Amerikan ulus şirketleri, şirketlerin altındaki
Banka ve medya kuruluşlarıdır. Türkiye’de de uygulamalarını
gördüğümüz her holdingin en az bir bankası ve yazılı ve
görsel medyası olması politikası, sömürü sisteminin düzenidir.
Her
dönem parasını bir yere bağlayıp sömüren emperyal yapıyı
anlatmaya çalıştım. En son elindeki dolar gücüne güvenini
kaybeden Amerika’nın,
bundan sonraki adımı yeni para sistemi,
yeni ideolojiler, yeni devlet anlayışları belki de George Orwell
1984 Big Brother... Yüce Kitabın da Allah c.c Buyuruyor ki
“Allah, plan yapanların
en hayırlısıdır.
Bir zamanlar, o kafirler, seni durdurmak, öldürmek ya da sürgün
etmek için tuzak kuruyorlardı. Allah da tuzak kuruyordu. ... Ama
Allah, tuzak kuranların
en hayırlısıdır.”
Enfal Suresi 30. Ayet. Biz buna inanır, tedbir alır, takdiri O’na
bırakırız.
Sosyolog
Recai
Uzun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder