17 Nisan 2020 Cuma

COVİD -19 YAPAY, KRİZ-20 GERÇEK


COVİD -19 YAPAY, KRİZ-20 GERÇEK

İnsanlığın avcı toplayıcı toplumlardan, tarım toplumuna geçiş ile oluşan artı değerin paylaşımı, ihtiyaç fazlası tarım ürünlerinin başka ürün ile takası, devamında altın-para sistemi sonucu iktisadi ekonomik sistemler temelinde şekillenen dünya ekonomik sistemi, hep daha fazlasını kazanma elde etme, varlıkları koruma daha fazla üretim, üretim gücü ile iktidarı elde tutma, beylikler, feodal devletçikler, savaşlar ulus devletler, kapitalist kredi-borç sisteminin hakimiyeti, metal dayanağı olmayan kağıt para sisteminden, kaydı para sistemine geçiş ile zirve yapan günümüz gerçekliği...
Dünya saydığım süreçte küçüklü büyüklü krizler ile paylaşım savaşları yaşadı. Artı değerin büyütülmesi köleci sistemlerin temelidir. İslamiyet'in köleliği, faizi kaldırması dünya hayatının huzuru, refahı için olandı. Tüm dinlerde yasak olan faiz, 1550 yılında hristiyan dünyasında mezhepler ayrışması, faiz yasağının arkasına dolanma ile sonuçlandı. 1650 li yıllar ile de başlayan akıl-bilim temelli, İslam alimlerinin icatlarının mekanik üretim temelli sanayileşmeye evrilen süreç…
İngiltere merkezli sanayi devrimi, tarımla oluşan artı değerin kat ve kat üstünde idi. Bu yüksek üretimin iki ayağı vardı: biri üretim için hammadde, ikincisi bu aşırı üretimin satılması için pazar bulunması idi. "Mamül maddenin üretilmesi için elzem olan hammaddenin temin edildiği tabii siyasi bölgeye sömürge adı verilir. Mamül maddenin, para karşılığında elden çıkarıldığı yere de pazar denir. Çoğu kere sömürge ile pazar, aynı yörede buluşmuştur. Bunun temini için genellikle silahlı devlet kuvvetleri yahut gayri resmi birlikler işe koşulmuştur." (Ş. Teoman Duralı- Çağdaş İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyeti)
Bu ilk olarak 1450-1500’lü yıllarda kıtaların keşfi süreci ile başlamış, köle ve hammaddeye akın çok sayıda bugün kahraman diye lanse edilenlerin katliamlarına dönüşmüş fakat bundan hiç bahsetmezler . “Vasco de Gama'nın bu seyahatler esnasında çok kan döktüğü bilinmektedir. Kendilerine bedelsiz yiyecek vermeyen Madagaskarlıarı, denize açılırken bombalamaları, Kenya'nın Mombasa limanında demirli Arap tüccarların gemilerinin soyulmaları, 30 Ekim 1502'de Mekke'den dönen silahsız gemilerdeki tüccarları, 398 kişi, çoluk, çocuk gemilerin ambarlarına indirip, diri diri yakmaları ve dört gün boyunca yanışlarını seyretmeleri, gibi bir çok kanlı vahşi eylemleri olmuştur.” (Doğan Aysal Maden savaşları) kıtaların keşfi sürecinde başlayan korsanlık, soygun, talan, yağma düzeni daha sonra yerli halkların silah zoru ile esir edilip köleleştirilmesi, maden ocaklarında ve tarım arazilerinde ölesiye çalıştırılması ile devam etmiştir. Dediğimiz gibi temeli kölelik olan sömürü düzeni bu amacından ve uygulamasından hiç vazgeçmedi. Onun için tarihsel olarak "İngiliz Sömürgelerinde köleliğin kaldırılması 1833'te gerçekleşti. Kölelik Fransa'da 1848'de, ABD'de ise kanlı bir iç savaş sonrasında 1865'te kaldırıldı. 19. yüzyılda dünyanın büyük bir bölümünde kölelik kaldırıldı." (Wikipedia) kaldırıldığı resmi olarak belirtilen köleliğin de gönüllü köleler oluşturma sistemi ki bu günümüzde de tüm etkileriyle işaretleriyle yaşanmakta ve yeni köle sistemi halen dünyada işletilmektedir.
Kısaca bu işletilen sisteme kredi-borç sistemi diyebiliriz. Temmuz 1944'te Bretton Woods Anlaşması ile temeli atılan, Devletleri borca bağlayıp halkın malını devletler nezdinde sömüren sistem temelini, sömürgelerin pazar olarak tekrar sömürülmesi, paraları bittiğinde belli şartların kabulü ile borç verilmesidir. Bu borç sistemi için önce 24 Ekim 1945’de BM, sonra esas sömürücü IMF 27 aralık 1945’de kuruldu. Siyaseten alınan çürük kararlar, sömürmek için verilen şartlı kredi-borç sömürü mekanizmasıdır.
Oluşturulan finans-kapital sistemi ile kredi-borç sistemi, tam bir köleci sistem olup "ABD'nin baskısı ve daha sonra ABD etkisindeki IMF'nin 1945-1971 yılları arasında, üye olacak ülkelere yaptığı çağrının payı da vardır. Bu karara göre, üye ülkeler arasındaki ticari değişim dolar ile yapılacaktır ABD ve IMF, ABD dolarını dünya piyasalarında etkili kılmak için altın değerini sabit tutarak bir şekilde karşılıksız basılan ABD dolarının piyasalara yerleşmesini sağlamıştır, bu durum 1971 yılı sonuna kadar devam etmiştir." (Doğan Aydal- Maden Savaşları) bu sistemi ayakta tutmak, devamını sağlamak sacayakları üzerinde yükseltilmekte, banka, medya, global şirketler ile bu çark hızlıca döndürülmektedir.
Amerikan Merkez bankası FED, dünya global konvertıbıl parası doları basan bankadır. "Dünyanın sahibi bankerlerdir. Dünyayı ellerinden alsanız bile parayı yaratma hakkını ellerinde bıraktığınız sürece, bir kalem oynatmayla sizden dünyayı geri satın alacaklardır. ... Eğer bankerlerin kölesi olmaya devam etmek istiyor ve bu köleliğin bedelini ödemek istiyorsanız, o zaman bankerlerin para yaratma ve kredi verme işine devam etmelerine izin verin." (Sır Josiah Stamp,1927) ’’ " (İsmail Tokalak - Kapitalizmin Soygun Düzeni) FED karşılıksız para basarak, başta kendi halkı olmak üzere dünyayı köleleştirmektedir. "para aslında alışverişten ziyade borç-kredi faiz sistemi içinde hayat bulur. Bundan dolayı para arzı aslında borç arzıdır. Faiz burada en önemli faktördür.’’ (" (İsmail Tokalak - Kapitalizmin Soygun Düzeni)
Temeli takas olan para, yani banknot, gerçekte doğuş kaynağı kelimeyi oluşturan iki kelimenin ayrı ayrı anlamlarından türetilmiştir. “Bank" ve "not" kelimelerini yani üzerinde yazılı miktarın, ibraz edilen kişiye karşılığının bankada altın olarak karşılanacağını belirten senettir. Bugün bu sistem devre dışı olup dünyaya boyalı kağıt saçan ve konvertıbıl olması hasebiyle de dolar ile dünyanın altınını, madenini, petrolünü karşılıksız alıp sömüren bir sistem işlemektedir. Bu boyalı kağıt meselesini en iyi şu şekilde tarif etmek mümkündür zannımca: "Gerçek para altındır; gerisi borçtur." (JP Morgan), diğer bir söz de ‘’Altın kralların, gümüş centilmenlerin, takas köylülerin, borç ise kölelerin para birimidir." Norm Franz
Sömürü-köleleştirme sisteminin diğer sacayağı uluslararası şirketler "Ekim 2011 de yayınladığı araştırmanın sonucuna göre: dünyada 43 bin uluslararası şirketin içinde en büyük 147 büyük şirket küresel pazarın %40'ını kontrol ediyor. Bunların çoğu da finansal kurumlar ve bankalar" (İsmail Tokalak - Kapitalizmin Soygun Düzeni) kârlıktan başka hiçbir değer ölçüsü olmayan bu kapitalist kurumlar, para için her türlü imkanı kullanmakta psikolojik sosyolojik algı, tüketimi cazip gösterme, üretilenin satışı için cazibe oluşturma yanı sıra üretimi yaparken de en az giderle, en ucuz iş gücü ile bunu yapma; ne kadar az maliyetli iş gücü o kadar kâr rakamı, bunun için de ucuz iş pazarı oluşturmak için develüasyon dahil her türlü müdahale ile ucuzlatılan ülkelerde yatrım(!) yapıp fabrika açarak uzun mesai saatleri ucuz işçilik imkanını kapitale çevirmek "yeni küreselleşme efsanesi, finans endüstrisinin ve ulus ötesi şirketlerin hiper-akışkanlığına ve devlet mekanizmasının finans lehine yeniden şekillendirilmesine dayanmaktadır. Finans endüstrisinin kârlığını engelleyecek her türden düzenlemenin kaldırılarak, piyasaların kuralsızlaştırılmasını-deregülasyon-sağlamayı amaçlamaktaydı. Gelinen feci durum, yüzde birin yüzde 99'a hükmettiği, sadece yukarıdaki yüzde birlik elit grubun kazandığını diğerlerinin kaybettiği "DEMOKRASİ OYUNU" Neoliberalizm, şirketokrasiye dönüşmüş durumda.." Ramazan Kurtoğlu- Akıl sağlığı Tsunamusi
Şirketlerin ürettiği ürünleri satabilmeleri için moda akımları ile popülarite oluşturma, ‘’Şirketin imkânlarını arttırabilmek için medyayı, reklam kanallarını tüm olanaklarıyla kullanırlar. "Reklam insanın ihtiyaçlarına ve mallara göre ayarlanmış gibi görünür. Aslında, der Galbraith, reklam, sanayi sistemine göre ayarlanmıştır." (Jean Baudrillard-Tüketim toplumu) bu iş yazılı ve görsel medyaya düşmekte, son 15 yıldır ise buna sosyal medya da eklenmiştir. Gösterişçi, gerçeklik dışı hayaller besleyen kitleler oluşturarak tüketimi özendiren, bunu şirketlerden alacağı reklam pastası üzerine tasarlayan kapitalist yalan şirketleri hatta daha ile giderek Kredi-borç-sömürü-tüketim, tüm bunlar için gerekirse istedikleri ülkenin seçilmiş liderini alaşağı etme görevi gören medya, diğer bir sacayaktır.
Bütün sistemin sömürü üzerine kurulmasından sebep, biriken borç üstüne borçlar, belirli aralıklarla krizden başka bir şey üretmemektedir. Bu, zaman zaman bir ülke, bir banka, petrol veya savaş bahanesi ile olmuştur.

2019 Aralık ayı ile varlığı karantina tedbirlerine dönüşen, daha sonra dünyayı saran Covid-19, kaçınılmaz olan krizin müsebbibi olarak gösterilmeye yetti. Avrupa merkez bankasının yıllardır uyguladığı negatif faiz politikası hiç yokmuş, Amerika’nın 2008 den beri devamlı kriz göstergelerini ölçtüğü, her gelen veri sonucu yaşanan dalgalanmalar ortada yokmuş da virüs her şeyi alt üst etmiş...
Halbuki 2008 finansal krizi etkileri ortadan kalkmamış, krizi çözüyoruz diye dünyaya saçılan paralar balon oluşturmuş, saçılan paraların tamamına yakını finans elitlerinin eline geçmiş, zengin daha zengin fakir daha fakir olmuştur.
Tüm bu ortamdaki kötüleşmeye virüs sadece bir iğne batırmış ve şişen Batı emperyal balonu patlayıp ifşa olmuştur.
Krizleri boşa geçirmemek, oluşan durumdan fırsat üretmek üzerine kurgusu hazır olan emperyal güç, 1945 Altın standardını 1971 de bozarak dünyaya attığı büyük kazık ile bozan Amerika, devamında Suudi Arabistan’ın “Petrolü dolar harici bir para birimiyle satmayacağım” demesi üzerine, (Amerika’nın Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde uyguladığı Azınlığın Çoğunluğa tahakkümü politikası ile iktidarda tutulan Suud ailesi) PETRO-DOLAR dönemine geçmiş, petrol olan bütün ülkelerde gerek bizzat, gerek vekâlet savaşı yolu ile savaş ve iç karışıklıklar çıkartıp petrol ülkelerinin kayraklarını kontrol altında tutmuştur. Bu sayede dünyada üretilen satılan tüm petrol, yeşile boyanan kağıtlar sayesinde Amerika’nın olmuş, o günden bugüne Petro-dolar standardını uygulamaktadır.
Sistemin sacayağı, başta Amerikan ulus şirketleri, şirketlerin altındaki Banka ve medya kuruluşlarıdır. Türkiye’de de uygulamalarını gördüğümüz her holdingin en az bir bankası ve yazılı ve görsel medyası olması politikası, sömürü sisteminin düzenidir.
Her dönem parasını bir yere bağlayıp sömüren emperyal yapıyı anlatmaya çalıştım. En son elindeki dolar gücüne güvenini kaybeden Amerika’nın, bundan sonraki adımı yeni para sistemi, yeni ideolojiler, yeni devlet anlayışları belki de George Orwell 1984 Big Brother... Yüce Kitabın da Allah c.c Buyuruyor ki Allah, plan yapanların en hayırlısıdır. Bir zamanlar, o kafirler, seni durdurmak, öldürmek ya da sürgün etmek için tuzak kuruyorlardı. Allah da tuzak kuruyordu. ... Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” Enfal Suresi 30. Ayet. Biz buna inanır, tedbir alır, takdiri O’na bırakırız.




Sosyolog
Recai Uzun


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder