22 Nisan 2020 Çarşamba

AŞIRI TÜKETİM ALIŞKANLIĞINI; BİZE, KİM, NİYE KAZANDIRDI?


AŞIRI TÜKETİM ALIŞKANLIĞINI; BİZE, KİM, NİYE KAZANDIRDI?

Sanayi devrimi ile seri üretime geçilmesi, üretilen aşırı malın gerçek veya suni ihtiyaçlar oluşturularak tüketilmesini, kapitalizmin yaşaması için izlenmesi gereken yol olmasını getirmiştir.
İnsanların tüketimi için ürünün tanıtımı ve pazarlanması için reklam sektörü doğurmuş, daha geniş kitleye nasıl ulaşılırdan yola çıkarak sinema, radyo daha sonra televizyon ile bu tanıtımın ötesinde özenti, rekabet, statü gibi olgular ile insan kapitalizmin acımasızca hedefi olmuştur.
Temeli, doğayı eşyaya çevirip insana satan sanayi kapitalizm ilişkisi, dünyanın sınırlı varlıklarını acımasızca tüketerek aynı zamanda dünyanın sonunu getirecek, doğayı bitirecek bir yol izlemektedir.
Tüketimin devamı, kârın sürekli artması ve bunun devamı için her yolu mübah görme, üretimin ahlâksızlaşması, tüketicinin de tüketmeye devam etmesi için ahlaksız yolların tercih edilmesini başarı diye sunulur hale getirmiş, dolayısıyla da üretim, pazarlama ve tüketim her yönüyle ahlâktan uzak değersizlikleri barındırır olmuştur.
Neticede sınırsız üretim için hammadde olmadığı gibi bunları alacak sınırsız maddi varlık da (para, değerli metal) yoktur. İnsanlar belli getiri elde edip belirli temel ihtiyaçlara (gıda, barınma, giyim, eğitim; kalanını da) lüks veya ihtiyaç fazlasına harcarlar.
Kapitalist üretim nasıl ki aşırı üretimle doğanın dengesini bozduysa ürettiği malları satmak için, (kapitalizm önce üretir, sonra insanlara bunu ihtiyaçmış gibi pazarlar, tükettirir) insanların kimyasını, algısını bozarak temel ihtiyaç kavramını da bozmuştur. “Bir yandan sanayi devrimiyle, öbür taraftan da insancı-aydınlanmacı akımın etkisiyle hız kazanıp pekişen serbest sermayeciliğin elde ettiği karşı koyulmaz güçle, dini dünyevi çıkarlara alet etme gereği de iyice ortadan kalkınca ' istediğimi yapar ederim', yeryüzü nimetlerini tepe tepe kullanabilirim' kafa yapısına uygun  İngiliz-Yahudi 'ben beşer tipi' kendine benzemeyen, uymayan ne kadar insan tipi varsa, onun üstünden ilkin maddeten, arkasından daha da öldürücü, kahredici olan manen silindir gibi geçip onu ezmiştir. 'Bana benzemeyen insan tipi' tüm ortamıyla ortadan kaldırılmağa çalışılmaktadır. İşte, doğanın onulmazcasına katline de bu sergiledikleri cümle manevi imkanlar, habire yükselen kazanç hırsıyla yanıp tutuşan 'maddiyatçı-iktisadiyatcı ben-beşer tipi' tarafından insafsızca seferber edilmişlerdir. Sonuçta tarihte eşi menendi görülmemiş katliamlar zinciri boşanmıştır.” 'Soykırım': 1519 da yirmi sekiz milyon Kızılderili yaşıyorken, 1605'de, günümüz ABD topraklarında, bunlardan bir milyonu hayatta kalmayı becerebilmiştir.(Şaban Teoman Duralı- Çağdaş İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyeti) geçmişteki katliam yöntemleri farklılık gösterse de, bugün yapılan savaşlar, terör, açlık, salgın hastalıklar çerçevesinde amaç aynıdır.
 Statü, gösteriş temelli tüketimi temel ihtiyaç boyutuna çıkartmayı, tüm yazılı, görsel ve sosyal medya araçlarını kullanarak yapmayı başarmış, tükettikçe kendini mutlu hisseden insan profili oluştururken, oysaki tükettikçe her şeyiyle tükenen insanlar oluşturulmuştur. Sosyal insan, bir birine muhtaç insan, doğaya muhtaç insan profillerini tamamen bitirip, egoist, narsist, hedonist insancıklar türemiştir. Bu Emperyal sistemin ,”'Kölelik': 1526 ile 1870 arasında on milyon zenci, Afrikadan , hayvana reva görülmeyecek feci şartlarda, gemilerle Amerikaya naklonulmuştur.” Şaban Teoman Duralı-Çağdaş İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyeti) bugün direkt yapmakta olduğu bu değilse de bile, gayret ve hedef itibariyle yapmak istediği ve büyük oranda başarılı olduğu budur. İnsanlar boyunlarından tutulup köle gibi Amerikan rüyası diye, Amerikan kültürünün içine sokulmaktadır.
Toplumları bu yollarla tüketmeye alıştıran, onların tüketiminden servetini katlayan sistem, insanların alım gücünün zayıflamasına hiç tahammül edemedi. Onun için bankaları aracılığıyla kredi kartı, tüketici kredisi vermek için her yolu deneyip bunları özendirirken, cüzdandaki kredi kartı sayısı ve limitini gösteriş ve statü malzemesi yapmıştır. İnsanları kredi-borç sistemine bağımlı, harcamalarında kredi kartı ile alımı teşvik ile borca alışkın hayat tarzı, neticede tüketime yani kapitalist üreticiye akan para yanı sıra borç halkası boynuna geçen halklar meydana getirmiştir.
İnsanlığın ortak malı doğayı kendi menfaatine sömürüp ve sömürdüğünü insana satan, üstüne gırtlağına kadar kendine borçlu yapan sistem, insanlara ‘’bana borçlusunuz’’ "içindeki sizler dahil dünya benim" boyutuna getirilmiş vaziyette ve bunu yaparken de insanları alıştıkları aşırı varlıktan kaynaklı doyumsuzluğun açlığı ile korkutarak amacına ulaşmaya çalışmaktadır.
Kıtlık zamanlarında insanları öldüren şey açlık değil fazlaca alıştıkları tokluktur' der ibn haldun.. Neye alıştığına dikkat etmeli insan. Çılgınlar gibi tüketmekten kanaat nedir unutan insan, kapitalist sistemin ne kadar sonradan ihtiyaçmış gibi türettiği çok sayıda ürün, bugün çok insanca “olmazsa yaşayamam” “ olmasaydı ne yapardım” söylemiyle hayatının içine işle(til)miştir. Yani olmazsa olmazmış gibi alışkanlıklar yapılmıştır. Asli ihtiyaç olmayan bir çok ürüne hayati malzeme muamelesi yapmak, bu eşyaları icat ediliş tarihinden (yani 40-50 yıl) önceki bütün insanlığı inkardır. Bugün bu kadar bolluğa, imkana rağmen alıştırılanlardan küçük bir azalma veya mahrumiyet, bireysel anksiyete oluştururken, toplumsal paniklere, kaoslara sebebiyet vermektedir.
Bu bilinç ile gerçek ihtiyaçların neler olduğunu, tüketirken tükettiğimiz başta kendimizi ve doğayı iyi düşünmeli, bizim üstümüzden bizi ve doğayı sömürenleri iyi tanıyıp onların tuzaklarından uyanmalıyız, yoksa gönüllü köleleri ve istedikleri vakitte de soykırım uygulayacağı kitleler olmaktan başka bir şey olunmayacaktır.
Yüce Mevla’nın biz kullarına farz kıldığı Oruç ibadeti ile Mübarek Kadir Gecesini içinde barındıran bir Ramazan ayına daha kavuştuk Hamdolsun. İçinden geçtiğimiz bir imtihanın toplum olarak bize, çok kısa sürede çok farklı yansımaları oldu. Gelen bu rahmet mevsimini de fırsat bilip, ibadetleri ve anlamlarını tefekkür edip, son birkaç aylık süreçte yaşa(yama)dıklarımızın muhasebesini her yönüyle yapıp arınarak, Bayramın sevincine, neşesine sağlıkla mutlulukla kavuşmak duasıyla Ramazanımız mübarek, İbadetlerimiz makbul, dualarımız kabul olsun.




Sosyolog
Recai Uzun

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder