AŞIRI
TÜKETİM ALIŞKANLIĞINI; BİZE, KİM, NİYE KAZANDIRDI?
Sanayi
devrimi ile seri üretime geçilmesi, üretilen aşırı malın
gerçek veya suni ihtiyaçlar oluşturularak tüketilmesini,
kapitalizmin yaşaması için izlenmesi gereken yol olmasını
getirmiştir.
İnsanların
tüketimi için ürünün tanıtımı ve pazarlanması için reklam
sektörü doğurmuş, daha geniş kitleye nasıl ulaşılırdan yola
çıkarak sinema, radyo daha sonra televizyon ile bu tanıtımın
ötesinde özenti, rekabet, statü gibi olgular ile insan
kapitalizmin acımasızca hedefi olmuştur.
Temeli,
doğayı eşyaya çevirip insana satan sanayi kapitalizm ilişkisi,
dünyanın sınırlı varlıklarını acımasızca tüketerek aynı
zamanda dünyanın sonunu getirecek, doğayı bitirecek bir yol
izlemektedir.
Tüketimin
devamı, kârın sürekli artması ve bunun devamı için her yolu
mübah görme, üretimin ahlâksızlaşması, tüketicinin de
tüketmeye devam etmesi için ahlaksız yolların tercih edilmesini
başarı diye sunulur hale getirmiş, dolayısıyla da üretim,
pazarlama ve tüketim her yönüyle ahlâktan uzak değersizlikleri
barındırır olmuştur.
Neticede
sınırsız üretim için hammadde olmadığı gibi bunları alacak
sınırsız maddi varlık da (para, değerli metal) yoktur. İnsanlar
belli getiri elde edip belirli temel ihtiyaçlara (gıda, barınma,
giyim, eğitim; kalanını da) lüks veya ihtiyaç fazlasına
harcarlar.
Kapitalist
üretim nasıl ki aşırı üretimle doğanın dengesini bozduysa
ürettiği malları satmak için, (kapitalizm önce üretir, sonra
insanlara bunu ihtiyaçmış gibi pazarlar, tükettirir) insanların
kimyasını, algısını bozarak temel ihtiyaç kavramını da
bozmuştur.
“Bir
yandan sanayi devrimiyle, öbür taraftan da insancı-aydınlanmacı
akımın etkisiyle hız kazanıp pekişen serbest sermayeciliğin
elde ettiği karşı koyulmaz güçle, dini dünyevi çıkarlara alet
etme gereği de iyice ortadan kalkınca ' istediğimi yapar ederim',
yeryüzü nimetlerini tepe tepe kullanabilirim' kafa yapısına
uygun İngiliz-Yahudi 'ben beşer tipi' kendine benzemeyen,
uymayan ne kadar insan tipi varsa, onun üstünden ilkin maddeten,
arkasından daha da öldürücü, kahredici olan manen silindir gibi
geçip onu ezmiştir. 'Bana benzemeyen insan tipi' tüm ortamıyla
ortadan kaldırılmağa çalışılmaktadır. İşte,
doğanın onulmazcasına katline de bu sergiledikleri cümle manevi
imkanlar, habire yükselen kazanç hırsıyla yanıp tutuşan
'maddiyatçı-iktisadiyatcı ben-beşer tipi' tarafından insafsızca
seferber edilmişlerdir.
Sonuçta tarihte eşi menendi görülmemiş katliamlar zinciri
boşanmıştır.” 'Soykırım': 1519 da yirmi sekiz milyon
Kızılderili yaşıyorken, 1605'de, günümüz ABD topraklarında,
bunlardan bir milyonu hayatta kalmayı becerebilmiştir.(Şaban
Teoman Duralı- Çağdaş İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyeti)
geçmişteki katliam yöntemleri farklılık gösterse de, bugün
yapılan savaşlar, terör, açlık, salgın hastalıklar
çerçevesinde amaç aynıdır.
Statü,
gösteriş temelli tüketimi temel ihtiyaç boyutuna çıkartmayı,
tüm yazılı, görsel ve sosyal medya araçlarını kullanarak
yapmayı başarmış, tükettikçe kendini mutlu hisseden insan
profili oluştururken, oysaki tükettikçe her şeyiyle tükenen
insanlar oluşturulmuştur. Sosyal
insan, bir birine muhtaç insan, doğaya muhtaç insan profillerini
tamamen bitirip, egoist, narsist, hedonist insancıklar türemiştir.
Bu Emperyal sistemin ,”'Kölelik':
1526 ile 1870 arasında on milyon zenci, Afrikadan , hayvana reva
görülmeyecek feci şartlarda, gemilerle Amerikaya naklonulmuştur.”
Şaban Teoman Duralı-Çağdaş İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyeti)
bugün direkt yapmakta olduğu bu değilse de bile, gayret ve hedef
itibariyle yapmak istediği ve büyük oranda başarılı olduğu
budur. İnsanlar boyunlarından tutulup köle gibi Amerikan rüyası
diye, Amerikan kültürünün içine sokulmaktadır.
Toplumları
bu yollarla tüketmeye alıştıran, onların tüketiminden servetini
katlayan sistem, insanların alım gücünün zayıflamasına hiç
tahammül edemedi. Onun için bankaları aracılığıyla kredi
kartı, tüketici kredisi vermek için her yolu deneyip bunları
özendirirken, cüzdandaki kredi kartı sayısı ve limitini gösteriş
ve statü malzemesi yapmıştır. İnsanları kredi-borç sistemine
bağımlı, harcamalarında kredi kartı ile alımı teşvik ile
borca alışkın hayat tarzı, neticede tüketime yani kapitalist
üreticiye akan para yanı sıra borç halkası boynuna geçen
halklar meydana getirmiştir.
İnsanlığın
ortak malı doğayı kendi menfaatine sömürüp ve sömürdüğünü
insana satan, üstüne gırtlağına kadar kendine borçlu yapan
sistem, insanlara ‘’bana borçlusunuz’’ "içindeki
sizler dahil dünya benim" boyutuna getirilmiş vaziyette ve
bunu yaparken de insanları
alıştıkları aşırı varlıktan kaynaklı doyumsuzluğun açlığı
ile korkutarak amacına ulaşmaya çalışmaktadır.
Kıtlık
zamanlarında insanları öldüren şey açlık değil fazlaca
alıştıkları tokluktur' der ibn haldun.. Neye alıştığına
dikkat etmeli insan. Çılgınlar gibi tüketmekten kanaat nedir
unutan insan, kapitalist sistemin ne kadar sonradan ihtiyaçmış
gibi türettiği çok sayıda ürün, bugün çok insanca “olmazsa
yaşayamam” “ olmasaydı ne yapardım”
söylemiyle hayatının içine işle(til)miştir. Yani olmazsa
olmazmış gibi alışkanlıklar yapılmıştır. Asli ihtiyaç
olmayan bir çok ürüne hayati malzeme muamelesi yapmak, bu eşyaları
icat ediliş tarihinden (yani 40-50 yıl) önceki bütün insanlığı
inkardır. Bugün bu kadar bolluğa, imkana rağmen alıştırılanlardan
küçük bir azalma veya mahrumiyet, bireysel anksiyete oluştururken,
toplumsal paniklere, kaoslara sebebiyet vermektedir.
Bu
bilinç ile gerçek ihtiyaçların neler olduğunu, tüketirken
tükettiğimiz başta kendimizi ve doğayı iyi düşünmeli, bizim
üstümüzden bizi ve doğayı sömürenleri iyi tanıyıp onların
tuzaklarından uyanmalıyız, yoksa gönüllü köleleri ve
istedikleri vakitte de soykırım uygulayacağı kitleler olmaktan
başka bir şey olunmayacaktır.
Yüce
Mevla’nın biz kullarına farz kıldığı Oruç ibadeti ile
Mübarek Kadir Gecesini içinde barındıran bir Ramazan ayına daha
kavuştuk Hamdolsun. İçinden geçtiğimiz bir imtihanın toplum
olarak bize, çok kısa sürede çok farklı yansımaları oldu.
Gelen bu rahmet mevsimini de fırsat bilip, ibadetleri ve anlamlarını
tefekkür edip, son birkaç aylık süreçte yaşa(yama)dıklarımızın
muhasebesini her yönüyle yapıp arınarak, Bayramın sevincine,
neşesine sağlıkla mutlulukla kavuşmak duasıyla Ramazanımız
mübarek, İbadetlerimiz makbul, dualarımız kabul olsun.
Sosyolog
Recai
Uzun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder